27 Mayıs 2013 Pazartesi

Osmanli'da ucuzluk ve bolluk









OSMANLI’DA UCUZLUK VE BOLLUK

Osmanlı İmparatorluğu'nda halkın memnuniyetini temel alan muazzam iaşe siyaseti sayesinde kuruluşundan neredeyse yıkılışına kadar yiyecek bolluğu ve ucuzluğu ile en fakirlerin bile buna ulaşımı büyük ölçüde sağlanmıştır. Batılı seyyahlar da İstanbul’daki yiyecek bolluğu ve ucuzluğu karşısında şaşkına dönmüşlerdir.

1665 yılında İstanbul'da bulunan Monsenyör Thevehot, "Türkiye'de her şey bol ve ucuzdur" der, "Yeşil meyve ve sebzeler bizdeki gibi mücevher pahasına satılmaz. Satıcıların terazileri her gün kontrol edilir, hileli ve pahalı satanlar derhal cezalandırılırlar. Satıcılar rezil olmamak için fazla fazla tartarlar. İstanbul'da çocuğu bile pazara yollayabilirsiniz. Bu pazarda saf ve şaşkınlar bile aldanmaz."


Budin’de (Budapeşte) yaşayan Yahudilerden biri olan Iszak Schulhof, 1670lerdeki Osmanlı Macaristanını hatıralarında şöyle anlatmaktadır: “O vakitler Budin’in mübarek Yahudi cemaatinde yaşıyordum. Şehir Türk hakimiyeti altındaydı ve buradaki varlığımız bir zeytin ağacının güvence ve huzur içinde yeşermesi misali büyüyüp gelişmekteydi. Başka bir deyişle herkes “kendi üzüm bağının, kendi incir ağacının dibinde” yaşamını sürdürüyordu ve zulümden, eziyetten iz yoktu. Yiyecek o kadar ucuzdu ki duyan kulaklarına inanmaz. 1 libre (yarım kilo) besili sığır eti 4 kuruşa, 1 libre koyun eti 8 kuruşa satılırdı. Ayrıca farklı çeşitte ve büyüklükte balığı da çok ucuza almak mümkündü. Hele o tatlıların, meyvelerin haddi hesabı yoktu! Her şey o kadar ucuzdu ki anlatmaya da, yazmaya da imkan yok.”

Anılarında Kanuni Sultan Süleyman dönemine ait yiyecek ve içecekleri anlatan İspanyol esir Pedro İstanbul'da yenen meyveleri şöyle anlatmaktadır: "Büyük kısmı İstanbul dışından getirildiği halde çok boldur. Hele kuruyemişin bolluğu daha dikkat çekicidir. Kuruyemişler arasında incir, üzüm, badem, ceviz, fındık, kestane sayılır. Üzüm pek bol, hatta her çeşidi bulunur. Kiraz, armut, elma, kavun pek boldur ve bizdekinden çok ucuzdur. Konağa hediye çok yemiş gelirdi. Bir kez, Irak’tan sekiz kavun getirdiler. Tatlarını anlatamam.."

1836'da Bursa'yı gezmeye giden Helmut von Moltke, Türkiye Mektupları'nda kebabın lezzetinden ve ucuzluğundan söz eder: “Öğlen yemeğimizi tam Türk tarzında, kebapçıda yedik; Çok lezzetli bir yemek bu. Bunun üstüne de bir tabak mükemmel tuzlu zeytin, bir helva, yani Türkler'in çok sevdiği tatlı ve bir çanak şerbet. İştahı açık iki yiyici için topu topu 120 para yani 5 şilin tutarı bir yemek bu.”

1843′te imparatorluğun en pahalı şehri olan İstanbul’da, bir kişi, 10 para ile günde 3 öğün yemek yiyebilmektedir (Gerard de Nerval, s. 60, 66). 10 para, 1 altının 400′de biridir. Birkaç altına gene İstanbul’da, hiç de kötü bir semtte olmamak üzere, müstakil ev satın alınabilmektedir.

14. yy'ın ikinci yarısında Kastamonu'ya uğrayan İbn-i Batuta şehirdeki gıda fiyatlarıyla ilgili çarpıcı bilgiler vermektedir. “Bu şehir Anadolunun en büyük en güzel beldelerinden biridir. Yaşamak için pek çok kolaylıkları olan, eşya fiyatlarının ucuz olduğu yerler arasında bulunmaktadır. Bu şehirde kırk gün kaldık. 2 dirhem vererek bir besili koyun alıyor ve yine 2 dirhemle bize yetecek ekmek sağlıyor ve nevale bizlere tam gün yetiyordu. Kafilemiz 12 kişilik olup 2 dirhemlik bal helvası alsak hepimiz doyuyorduk. 1 dirhemlik kestane ve ceviz aldık mı, hepimiz yesek dahi yine de artıyordu. Bugüne kadar dolaştığım bunca ülkede bu şehir kadar ucuzuna rast gelmemiştim.”

Sultan Abdülhamid muhalifi bir Bahriyeci olan Emin Yüce 1900’lerin başına dair yazdığı anılarında 3 aylık maaşını düzenli alamamasına ve rahat harcamasına rağmen kendisine fazla geldiğini belirtmekte ve “Memlekette aşırı derecede ucuzluk olduğundan aldığım düşük maaş bile bana fazlasıyla yetiyordu” demektedir. Gerçekten 1908 öncesi Türkiye ucuzluk ve bolluk cenneti idi. Sultan Abdülhamid’den sonra artmaya başlayan fiyatlar 1914 yazında hızlı bir zirve yapınca İstanbul halkı bu durumdan çok rahatsız oldu ve muhalif gazete ve dergiler bile Sultan Abdülhamid devrindeki ucuzluğu, rahatlığı, bolluğu, barışı göklere çıkaran yazılar yayınladılar.


Kaynak: zahidan@googlegroups.com